15.1.2026
Türkiye'nin Hükümet Sistemi Gündemi 2025-2026
İstanbul Politik Araştırmalar Enstitüsü (IstanPol) olarak, Türkiye’de hükümet sistemi tartışmalarını uzun süredir demokratik kurumsallaşma, güçler ayrılığı ve hesap verebilirlik eksenlerinde ele alan çalışmalar yürütmekteyiz. Bu çerçevede 2020 yılında başlatılan Yeniden Sistem Tartışmaları (YST) Projesi, Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde yaşanan yapısal sorunları hükümet sistemi bağlamında tartışmayı ve bu sorunlara yönelik somut politika önerileri geliştirmeyi amaçlamıştır. Projenin ilk ürünü olan Türkiye İçin Yeni Bir Hükümet Sistemi: Hükümet Sistemi Kaynaklı Sorunlar ve Çözüm Önerileri başlıklı raporda, yasama–yürütme ilişkileri bütüncül biçimde ele alınmış; demokratik kurumların yeniden inşası için kurumsal mimarinin güçlendirilmesi temel bir başlangıç noktası olarak önerilmiştir.
(Araştırmanın sunuş yazısını aşağıda okuyabilir, raporun tamamını ise buradan PDF formatında indirebilirsiniz)

YST kapsamında 2021 yılında yayımlanan Türkiye’de Hukuk Devletinin Tesisi: Bağımsız ve Tarafsız Bir Yargı Erki için Öneriler başlıklı çalışma ise, hukuk devleti ilkesinin merkezinde yer alan yargı bağımsızlığı sorununu odağına almıştır. Bu raporda, yargının kurumsal ve işlevsel bağımsızlığını zedeleyen temel engeller tespit edilmiş; anayasal ve yasal düzeyde hayata geçirilebilecek çözüm önerileri geliştirilmiştir. Yine 2021 yılı içerisinde, Türkiye için önerilen hükümet sisteminin hayata geçirilebilmesini mümkün kılacak kurumsal çerçevenin oluşturulmasına katkı sunmak amacıyla; seçim sistemi, siyasi partiler kanunu, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ve Sayıştay’ın yapısı gibi başlıklarda sorun tespiti yapıp, çözüm önerileri sunan bir dizi politika raporu yayımlanmıştır. Böylece hükümet sistemi tartışmaları, yalnızca yürütmenin yapısıyla sınırlı kalmayan; yasama, yargı ve denge-denetleme mekanizmalarını birlikte ele alan daha kapsamlı ve bütüncül bir çerçevede ele alınmıştır. Böylece hükümet sistemi tartışmaları, yalnızca yürütmenin yapısıyla sınırlı olmayan, denge ve denetleme mekanizmalarını da içeren daha geniş bir çerçevede ele alınmıştır.
Bu birikimi tamamlayıcı nitelikte olarak 2024 yılında Türkiye’de Sistem Tartışmaları ve Diyalog Arayışları başlıklı bir yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirilmiştir. Gazeteciler, akademisyenler, siyasi parti temsilcileri ve düşünce kuruluşu çalışanlarının katılımıyla düzenlenen bu toplantıda, mevcut hükümet sisteminin yarattığı sorunlar ve olası reform yolları farklı perspektiflerden tartışılmış; diyalog ve karşılaştırmalı değerlendirme zemini güçlendirilmiştir.
Bu çalışma, 2017 Anayasa değişiklikleri sonrasında yürürlüğe giren ve yaygın kullanımıyla “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nin (CHS) uygulanmaya başlanmasının yedinci yılında, sistemin performansını çok boyutlu biçimde değerlendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Aradan geçen süre zarfında hükümet sistemi tartışmalarının zaman zaman yoğunlaşarak, zaman zaman geri planda kalarak da olsa gündemde kalmaya devam etmesi; dile getirilen sorunların büyük ölçüde varlığını sürdürmesi ve bu sorunlara yönelik kapsamlı bir reform sürecinin hayata geçirilmemiş olması, Türkiye’de bir “hükümet sistemi gündemi”nin kalıcı hale geldiğini göstermektedir. Bu rapor, söz konusu gündem doğrultusunda sorun tespiti yapmak ve farklı alanlardan beslenen, objektif ve uygulanabilir çözüm önerileri üretmek amacıyla kaleme alınmıştır.
Bu kapsamda rapor, birbirini tamamlayan üç ayrı analizi bir araya getirmektedir. Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz, Dr. Volkan Arslan ve Gülbeyaz Sert tarafından hazırlanan bu çalışmalar, CHS’nin yürütme kapasitesi, anayasal denetim mekanizmaları ve siyasal aktörlerin algıları üzerinden bütüncül bir değerlendirme sunmaktadır. Değerli katkıları için yazarlarımıza teşekkür ederiz.
Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz’un 2017 Anayasa Değişiklikleri Sonrası Hükümet Sisteminin Etkili Yönetim Yaratma Becerisi başlıklı analizi, CHS’nin “etkin yönetim” iddiasını kamu yönetiminin kurumsal yapısı üzerinden incelemektedir. Çalışma; merkez devlet teşkilatının örgütlenmesi, politika üretim süreçleri, üst düzey kamu yöneticilerinin belirlenmesi ve yürütmenin denetlenebilirliği başlıkları altında mevcut sistemin performansını değerlendirmektedir. Analiz, yürütme yetkisinin tek kişide toplanmasının ve idari yapının Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle sürekli yeniden tasarlanabilmesinin, kurumsallaşmayı zayıflattığını; liyakat, süreklilik ve hesap verebilirlik ilkelerini aşındırdığını ortaya koymaktadır. Bu yönüyle çalışma, CHS’nin yalnızca demokratik denge ve denetleme mekanizmaları açısından değil, aynı zamanda kamu yönetiminin sorun çözme kapasitesi bakımından da ciddi yapısal sorunlar ürettiğini göstermektedir.
Dr. Volkan Aslan’ın Daha Etkili Bir Anayasa Mahkemesi İçin: Mahkemenin Oluşumu, Görev ve Yetkilerine İlişkin Sorunlar ve Çözüm Önerileri başlıklı çalışması ise, hükümet sistemi tartışmalarını anayasal yargı ve hukuk devleti perspektifinden ele almaktadır. Analiz, Anayasa Mahkemesi’nin oluşumu, görev ve yetkileri çerçevesinde karşı karşıya kaldığı yapısal sorunları ortaya koymakta; özellikle kararların uygulanmaması sorununun, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığındaki aşınmayla olan bağını tartışmaktadır. Çalışma, hem anayasal ve yasal değişiklik gerektiren öneriler hem de Mahkeme içtihadıyla hayata geçirilebilecek çözüm yolları sunarak, anayasal denetimin güçlendirilmesinin hükümet sistemi tartışmalarındaki merkezi rolünü vurgulamaktadır.
Gülbeyaz Sert’in Yedi Yılı Geride Bırakırken: Parlamenterlerin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne İlişkin Değerlendirmeleri başlıklı analizi ise, CHS’nin siyasal pratikte nasıl deneyimlendiğini parlamenterlerin perspektifinden incelemektedir. TBMM’de grubu bulunan muhalefet partilerinin temsilcileriyle yapılan yapılandırılmış mülakatlara dayanan çalışma; sistemin işleyişi, yasama–yürütme ilişkileri, denge ve denetleme mekanizmaları ve reform tartışmaları hakkında karşılaştırmalı bir değerlendirme sunmaktadır. Bu analiz, CHS’ye yönelik eleştirilerde muhalefet partileri arasında oluşan ortaklaşmaları ve ayrışmaları görünür kılarak, hükümet sistemi tartışmalarının siyasal aktörler nezdindeki yansımalarını anlamak açısından önemli bir katkı sağlamaktadır.