10.12.2025
Türkiye'nin Değişen Seçmen Haritası: İlçeler Düzeyinde Sosyokonomik ve Siyasi Dönüşüm (2018-2024)
Bu rapor, Türkiye’de 2018–2024 döneminde gerçekleşen dört seçimi (2018 ve 2023 Genel Seçimleri ile 2019 ve 2024 Yerel Seçimleri) ilçelerin sosyoekonomik kademeleri (SEGE-2017, SEGE-2022 ve SES-2023) üzerinden analiz ederek, siyasal davranışın arka planındaki yapısal eşitsizlikleri ve sosyoekonomik dönüşümün siyaseti nasıl yeniden şekillendirdiğini ortaya koymaktadır. Veriler, Türkiye’de uzun süredir devam eden ekonomik eşitsizliklerin artık siyasal rekabetin önemli bir belirleyicisi haline geldiğini, parti tabanlarının sınıfsal hatlar boyunca yeniden hizalandığını ve özellikle 2023–2024 döneminde yeni bir siyasal merkezileşme eğilimi oluştuğunu göstermektedir. Bu dönüşüm, Türkiye siyasetinin yüzeydeki hızlı gündeminden daha yavaş ilerleyen, fakat çok daha derin bir yeniden hizalanmaya işaret etmektedir.
(Aşağıda araştırmanın yönetici özetini okuyabilir, raporun tamamını ise buradan PDF formatında indirebilirsiniz.)
SEGE Verileri ile Siyasetin Sosyoekonomik Haritası
Bu rapor, Türkiye’de 2018–2024 arasında yapılan iki genel ve iki yerel seçimin ilçe düzeyindeki oy verilerini, ilçelerin sosyoekonomik konumunu gösteren SEGE-2017, SEGE-2022 ve SES-2023 kademeleriyle eşleştirerek analiz etmektedir. YSK’nın açık veri portalından web scraping yöntemiyle elde edilen parti ve ittifak bazlı oy oranları, her ilçenin içinde bulunduğu sosyoekonomik kademe (1: en yüksek – 6: en düşük) ile birlikte haritalandırılmış; böylece Cumhur İttifakı, Millet İttifakı/CHP ve HDP/YSP/DEM Parti çizgisi ve diğer partilerin farklı kademelerdeki performansı karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Ek olarak, 2017–2022 arasında kademesi yükselen veya düşen ilçeler ayrı bir kategori olarak değerlendirilmiş; bu ilçelerdeki tercih değişimleri izlenerek sosyoekonomik hareketliliğin oy davranışı üzerindeki etkisi ölçülmüştür. Bu yöntem, seçim sonuçlarını sınıfsal–mekânsal bir perspektifle okumayı mümkün kılarak, Türkiye’de siyasal rekabetin sosyoekonomik eksen boyunca nasıl yeniden hizalandığını ortaya koymaktadır.

SEGE-2017, SEGE-2022 ve SES-2023 sınıflandırmaları karşılaştırıldığında 2017-2023 arasında Türkiye'nin sosyoekonomik coğrafyasının büyük ölçüde sabit kaldığı görülmektedir. Marmara, Ege ve Akdeniz kıyıları yüksek gelişmişlik kademelerinde yoğunlaşırken, Doğu ve Güneydoğu Anadolu düşük kademelerde yer almaktadır. 2017-2022 döneminde 119 ilçenin kademesi yükselirken 183 ilçenin gerilemesi, gelişmenin parçalı ve eşitsiz ilerlediğini göstermektedir.
Ekonomik Katmanlar Siyaseti Derinlemesine Ayrıştırıyor
Veriler, Türkiye’de siyasal bloklaşmanın yalnızca ideolojik kutuplar üzerinden değil, giderek daha belirgin biçimde sosyoekonomik katmanlar boyunca örgütlendiğini göstermektedir. 2018 ve 2019 seçimleri, gelişmişlik düzeyi azaldıkça Cumhur İttifakı’nın, yükseldikçe ise CHP ve Millet İttifakı’nın güç kazandığı iki farklı toplumsal zeminin varlığını ortaya çıkarmıştır. Doğu ve Güneydoğu’daki en düşük gelişmişlikteki ilçelerde HDP/YSP/DEM çizgisinin yoğunlaşması, buna karşılık orta kademelerde etkisinin sınırlı kalması da bu sınıfsal/mekânsal ayrışmanın başka bir boyutunu ortaya koymaktadır. Böylece Türkiye’nin siyasal tercihleri, yalnızca kimliksel ya da kültürel fay hatlarında değil, ekonomik ve mekânsal eşitsizlikler boyunca da keskinleşen bir hiyerarşi üretmektedir.
2019: Sosyoekonomik Hiyerarşinin Esnemeye Başladığı Seçim
2019 Yerel Seçimleri ise bu hiyerarşinin ilk kez net bir şekilde esnediği bir kırılma noktası olmuştur. Büyükşehirlerde seçmen davranışı daha akışkan hale gelmiş; Cumhur İttifakı’nın üst sosyoekonomik kademelerdeki üstünlüğü zayıflarken, CHP’nin özellikle bu kademelerde belirgin biçimde güçlendiği görülmüştür. Aynı dönemde HDP’nin en güçlü olduğu segmentte bile daralma yaşaması, yerel koşulların ve stratejik oy kullanımının etkisini artırdığını göstermektedir. Bu tablo, sosyoekonomik temelli ayrışmanın devam ettiğini ancak kentleşme, ekonomik baskılar ve yerel yönetim performansının seçmen davranışını daha esnek ve değişime açık hale getirdiğini göstermektedir.
2023-2024: Seçmen Tercihlerinin Yeniden Hizalanması
Türkiye’de sosyoekonomik yapı ile siyasal tercihler arasındaki sınıfsal ve bölgesel kutuplaşmanın 2023 Genel Seçimlerinde de sürdüğü görülmektedir. Millet İttifakı yüksek kademelerde ve büyükşehirlerin gelişmiş ilçelerinde güçlü bir destek elde ederken, Cumhur İttifakı düşük kademelerde, özellikle Orta–Doğu Anadolu ve Karadeniz’in iç kesimlerinde yoğunlaşan ekonomik olarak kırılgan, kırsal ve muhafazakâr seçmen tabanını korumuştur. YSP ise düşük kademelerde ve Doğu–Güneydoğu Anadolu’da kümelenen bölgesel ve kimlik temelli tabanını sürdürmekte; İstanbul ve İzmir gibi büyükşehirlerde ise küçük fakat kalıcı bir destek alanına sahip görünmektedir.
2024 Yerel Seçimleri: Kritik Kırılma
2024 Yerel Seçimleri, Türkiye’de sosyoekonomik kademeler boyunca siyasal hizalanmada belirgin bir kırılma yaratmıştır. CHP ittifaksız girdiği seçimlerde, yüksek kademelerde güçlü bir sıçrama yaparak kademe 1’de %47,9’a ulaşmış ve yalnızca üst gelir gruplarında değil, kademe 3 ve 4’te de kayda değer bir genişleme göstermiştir. Bu başarıda ekonomik krizin yarattığı birikmiş memnuniyetsizlik, yerel seçimlerin seçmen açısından iktidara düşük maliyetli bir “uyarı” işlevi görmesi, CHP’nin 2019 sonrası büyükşehirlerde sergilediği yüksek performans ve doğru aday tercihlerinin birleşimi etkili olmuştur. DEM Parti aynı dönemde düşük kademelerdeki tabanında daralma yaşamış, büyükşehirlerde ise stratejik oy kullanımı nedeniyle görünürlüğü azalmıştır. Buna karşılık Yeniden Refah Partisi (YRP), özellikle kademe 4–6 arasında %7–13 bandındaki oy oranlarıyla düşük sosyoekonomik gruplarda dikkat çekici bir yükseliş göstermiş hem Cumhur İttifakı’nın hem DEM Parti’nin çözülme yaşadığı alanlarda yeni bir adres hâline gelmiştir. Genel olarak 2024 sonuçları, muhalif enerjinin büyükşehirlerde ve orta gelişmişlikteki ilçelerde CHP etrafında konsolide olduğunu ve alt kademelerde YRP’nin yükselen bir alternatif yarattığını göstermektedir.
Sosyoekonomik Hareketlilik ve Seçmen Davranışı
Kademesi değişen ilçelerdeki seçmen davranışı değişikliği de raporda incelenmiş ve dikkat çekici dinamikler gözlemlenmiştir:
- Kademesi yükselen 119 ilçenin 49'unda ittifak/parti tercihi en az bir kez değişmektedir.
- 13 ilçede 2018'den itibaren kesintisiz Cumhur İttifakı'na oy veren seçmenler 2024'te CHP'ye yönelmiştir.
- Kademesi düşen 183 ilçenin 80'inde tercih değişimi yaşanmış, 19 ilçede Cumhur İttifakı'ndan CHP'ye kayma görülmüştür.
Partiler İçin Stratejik Çıkarımlar
- Cumhur İttifakı: Alt sosyoekonomik kademelere sıkışarak "düşük gelirli ve kırılgan seçmen bloğuna hapsolma" riski taşımaktadır. Orta kademelerdeki tabanı CHP'ye kayma eğilimindedir.
- CHP: Artık yalnızca yüksek kademelerdeki kıyı metropollerinden ibaret olmayıp, orta sınıf ve kent çeperi seçmenine doğru genişleyen bir "merkez parti" konumuna yaklaşmaktadır. Ancak kademe 5-6'da hâlâ sınırlı varlık göstermektedir.
- DEM Parti: Bölgesel tabanını korurken, metropollerdeki stratejik oy davranışı nedeniyle kimlik temelli mobilizasyonda zorlanmaktadır.
- İYİ Parti: CHP'nin orta kademelerde güçlenmesi ve YRP'nin alt kademelerde yükselişi, partinin tabanını iki yönde zayıflatmaktadır.
- YRP: Düşük gelirli, muhafazakâr memnuniyetsiz seçmen için alternatif adres işlevi görmektedir.
Geleceğe Yönelik Temel Tartışma Alanları
Geleceğe yönelik tartışmaların odağında, sosyoekonomik eşitsizliklerin siyasal temsili, kent–çeper–kır hattında şekillenen yeni merkez siyaseti ve kimlik ile sosyoekonomik dinamiklerin kesişen etkileri yer almaktadır. Özellikle kademe 4–6’daki yoksulluk ve kırılganlığın temsil edilmesi, partiler arası rekabetin en kritik alanlarından biri haline gelmektedir. Buna paralel olarak, sosyoekonomik seviyesi yükselen fakat kırılganlıkları devam eden ilçeler, CHP ile merkez sağ ve muhafazakâr aktörler arasında yeni bir rekabet zemini üretmektedir. Son olarak hem ekonomik krizin derinleşmesi hem de yerel yönetime ilişkin performans tartışmalarının yoğunlaşması, seçmen davranışında yalnızca kimlik siyasetinin değil, sosyoekonomik faktörler ile yerel performansın da belirleyici olduğunu göstermektedir.
Türkiye’de siyasal rekabeti kimliksel kutuplaşma, lider merkezli siyaset veya gündelik krizler üzerinden açıklamak analitik olarak sınırlı bir çerçeve sunmaktadır. Bu nedenle rapor, Türkiye'deki siyasal rekabeti anlamak için bir "sosyoekonomik mercek" önermektedir. 2024 Yerel Seçimleri, Türkiye’de siyasal davranışın sosyoekonomik eksende yeniden hizalandığını ve özellikle orta kademelerde seçmen davranışının değişmeye başladığını göstermektedir. Rapor, seçim sonuçlarını yüzeysel oy kaymaları olarak değil, Türkiye’nin derin sosyoekonomik yapısında yıllardır biriken basıncın siyasal alana yansıması olarak okumayı önermekte; siyaset aktörlerinin önümüzdeki dönemde eşitsizlik, temsil, yerel hizmetler ve bölgesel kalkınma üzerinden şekillenecek yeni rekabet alanına hazırlanması gerektiğini göstermektedir.
***
IstanPol, bu projeye katkılarından dolayı Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği'ne teşekkür eder. Bu raporda ifade edilen görüşler yalnızca yazarlara aittir; IstanPol’un veyaFriedrich-Ebert-Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği'nin kurumsal görüşleriyle kısmen ya da tamamen örtüşmeyebilir.