istanpol logo Yükleniyor
web-logo
TR EN

2.1.2026

Ortadoğu'da Değişen Dengeler ve Türk Dış Politikasına İlişkin Yaklaşım ve Algılar 2025

Dr. Edgar Şar & Seren Selvin Korkmaz

Bu araştırma, Türkiye kamuoyunun Ortadoğu’daki gelişmelere ve Türkiye’nin dış politika tercihlerini nasıl algıladığına ışık tutmaktadır. Türkiye genelinde 2000 kişiyle yapılan anket ve 25 kişi ile yapılan derinlemesine görüşmelere dayanan bulgular, dış politikanın seçmen nezdinde teknik ve partiler-üstü bir alan olmadığını bir kez daha teyit ederek kimlik, rejim algısı ve liderlik tartışmalarının yoğun biçimde yansıtıldığı, iç siyasetin devamı niteliğinde bir mücadele alanına dönüştüğünü göstermektedir. Dış politika algısının, yalnızca bölgesel dinamikler değil, seçmenlerin devlete, millete ve siyasal iktidara atfettikleri anlamlar üzerinden şekillendiği görülmektedir. Araştırma, dış politika algılarını Suriye politikası, İsrail–Filistin, ABD ve bölgesel aktörler, hükümet değişimi senaryosu, liderlik algısı ve gelecekteki temsil beklentileri ekseninde değerlendirmektedir. Bulgular katılımcı değerlendirmelerini yansıtmakta olup normatif doğruluk testi yapmamaktadır.

(Araştırmanın yönetici özetini aşağıda okuyabilir, raporun tamamını ise buradan PDF formatında indirebilirsiniz)

Suriye Politikası Algısı: Güvenlik, Göç ve Bölgesel Rol

Katılımcıların çoğunluğu Türkiye’nin Suriye’deki rejim değişikliği sürecinde etkili bir aktör olduğunu düşünmektedir. Niceliksel verilere göre katılımcıların %57,6’sı Türkiye’nin etkisi olduğunu, %20,3’ü etkisinin sınırlı veya belirsiz olduğunu, %22,1’i ise etkisi olmadığını ifade etmiştir. Bu dağılım, kamuoyunda Türkiye’nin Suriye’deki gelişmelerde belirleyici bir rol oynadığı algısının baskın olduğunu göstermektedir.

Esad rejiminin devrilmesi sonrasında Türk askerî varlığının sürdürülüp sürdürülmemesi de kamuoyunda önemli bir tartışma alanı oluşturmaktadır. Araştırmanın niceliksel bulguları, bu konuda belirgin bir toplumsal ayrışmaya işaret etmektedir: Katılımcıların %44,2’si askerî varlığın devam etmesi gerektiğini, %41,4’ü devam etmemesi gerektiğini, %7,8’i ise kararsız olduğunu ifade etmiştir. Bu dağılım, toplumun neredeyse ikiye bölündüğünü ve meselenin hem güvenlik hem de dış politika boyutlarıyla yüksek düzeyde tartışmalı olduğunu göstermektedir.

Katılımcıların büyük kısmı, Suriyeli Kürtlerin ülkenin geleceğinde aktif rol üstlenmesine mesafeli durmaktadır. İfadeye destek oranı %35,8’de kalırken %48,7 karşı çıkmaktadır. Destek özellikle DEM Parti seçmenlerinde yüksektir (%62,2); AK Parti ve CHP’de daha sınırlı, İYİ Parti ve MHP’de ise belirgin şekilde düşüktür. Bu bulgular, Suriye Kürtlerinin gelecekteki konumuna dair tutumların parti aidiyetleri doğrultusunda keskin biçimde ayrıştığını göstermektedir.

Bulgulara göre, Suriye meselesi, seçmen zihninde güvenlik, sınır bütünlüğü, göç ve ekonomik maliyet gibi başlıkların birleştiği çok boyutlu bir alan olarak konumlanmaktadır. İktidar seçmeni terörle mücadele ve askeri varlığı zorunlu görürken, muhalefet seçmeni uzun vadeli maliyetler, bölgesel yalnızlaşma ve Kürt meselesiyle iç içe geçen istikrarsızlık riskine vurgu yapmakta ve diplomatik, çok aktörlü ve hak temelli bir çizgi talep etmektedir. Böylece farklı ideolojik pozisyonlar, Türkiye’nin nasıl bir bölgesel aktör olması gerektiğine dair normatif tercihleri belirlemektedir.

Filistin-İsrail Politikası Algısı: Söylem–Pratik Uyumsuzluğu

“Türkiye İsrail–Filistin çatışmasında hangi önceliği benimsemelidir?” sorusuna verilen yanıtlar, kamuoyunun ağırlıkla ulusal çıkar ve güvenliği önceleyen pragmatik bir yaklaşımı desteklediğini göstermektedir. Katılımcıların %40,3’ü bu seçeneği ilk sıraya koyarken, bölgesel diplomasi ve arabuluculuk (%26,1) ile ekonomik iş birliği (%21,2) daha düşük oranda tercih edilmiştir. Dini ve kültürel dayanışma ise %12,4 ile en düşük destek bulan yaklaşım olmuştur.

Araştırmada Türkiye’nin İsrail’le ticari ilişkilerine dair algılar da incelenmiştir. Katılımcıların %45,2’si Türkiye’nin İsrail’le ticarete devam ettiğini düşündüğünü, %40,2’si ise bu görüşe katılmadığını belirtmiştir. İktidarın Filistin’e destek söylemi ile İsrail’le süren ticaret arasındaki politikasına dair uyumsuzluk her iki seçmen bloğunda da vurgulanmaktadır. İktidar seçmeni bu uyumsuzluğu uluslararası kısıtlar ve küresel dengelerle açıklamakta; ancak iktidar tabanı içinde ticareti “ahlaki açıdan savunulamaz” bulan, hatta gerektiğinde yaptırım ve askeri güç kullanımını savunan daha sert bir çizgi de bulunmaktadır. Muhalefet seçmeni ise bu uyumsuzluğu samimiyetsizlik, iç politik mobilizasyon ve çıkar odaklılıkla ilişkilendirmektedir. Her iki blokta da İsrail’e toplumsal tepkinin (boykot, protesto vb.) devlet politikasından daha sert olduğu ve halkın devletten “daha önde” konumlandığı algısı öne çıkmaktadır.

Trump’ın Gazze ateşkesi planına ilişkin değerlendirmeler, Türk kamuoyunda ABD ve büyük güçlere yönelik kökleşmiş güvensizliği teyit etmektedir. Ateşkes hem iktidar hem muhalefet seçmenince kırılgan, samimiyeti tartışmalı ve ABD–İsrail çıkarlarını koruyan bir manevra olarak okunmaktadır. Ancak Türkiye’nin rolü iktidar seçmenince sınırlı imkânlara rağmen görünür ve itibarlı, muhalefet seçmenince ise sembolik ve etkisiz görülmektedir.

Dış Politikayı Kim Daha İyi Yönetir?

Seçimler sonucunda olası hükümet değişikliğinin dış politikaya etkisi, dış politika performansının kurumsal kapasiteden ziyade liderlik ve rejim algısıyla anlamlandırıldığını göstermektedir. İktidar seçmeni değişikliği kontrol kaybı, Batı’ya bağımlılık ve savunma kazanımlarının boşa gitmesi riskiyle ilişkilendirirken; muhalefet seçmeni bunu hukukun üstünlüğü, liyakat, kurumsallaşma ve AB ile normalleşme fırsatı olarak konumlandırmaktadır. Ortadoğu dengeleri bağlamında her iki grupta da değişimin kısa vadede sınırlı kalacağı kabul edilmektedir. İktidar seçmeni CHP’yi bölgeye “kültürel ve siyasal olarak yabancı”, muhalefet seçmeni ise daha rasyonel ve ilkeli bir aktör olarak görmektedir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Temsiliyeti ve Liderlik Algısı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidar seçmenince Türkiye’yi sahneye çıkaran güçlü lider olarak idealize edilmektedir. Bununla birlikte bazı AK Parti ve MHP seçmenleri, Erdoğan’ın özellikle Filistin ve Doğu Türkistan gibi alanlarda "sert başlayıp geri adım attığını" ve söylem–sonuç uyumsuzluğunun arttığını vurgulamaktadır. Muhalefet seçmeni ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı otoriterleşme, hukuksuzluk, ekonomik bağımlılık ve vize meselesi üzerinden eleştirmektedir. Ancak muhalefet seçmenleri arasında Erdoğan’ın özellikle İslam dünyasında güçlü bir figür olarak algılandığını kabul eden bir kesim de bulunmaktadır.

Muhalefetin Temsiliyeti ve Özgür Özel Algısı

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in uluslararası görünürlüğü ve Brüksel mitingi gibi yurtdışı pratikleri iktidar seçmenince “Türkiye’yi şikâyet eden, meşruiyeti düşük” bir çizgi olarak, muhalefet seçmenince demokratik temsilin ve dış politika vizyonunun kurucu adımı olarak okunmaktadır. Muhalefette ise Avrupa merkezli açılımın etkisinin abartılmaması gerektiğini savunan ve önceliğin iç sahaya verilmesi gerektiğini söyleyen eleştiriler de mevcuttur.

Gelecek Temsil Beklentileri

İktidar seçmeni dış politikanın geleceğini Erdoğan–Hakan Fidan ekseninde konumlandırmakta; Fidan sadakat, devlet terbiyesi ve milliyetçi profil nedeniyle hem dış politika temsilcisi hem de potansiyel cumhurbaşkanı adayı olarak idealize edilmektedir. Muhalefet seçmeni ise temsili tek bir lidere bağlamaktan ziyade demokratlık, hak temelli duruş, diploması tecrübesi ve ayrıştırmayan dil gibi ilkelere bağlamakta; Özel, İmamoğlu, Karalar, Demirtaş, Özdağ gibi isimleri farklı kriterlerle öne çıkarmaktadır. Özellikle DEM Parti seçmeni kişilere değil ilkelere dayalı temsil talep etmektedir.

Genel Dış Politika Algısı

Her iki blokta da küresel büyük güçlere güvensizlik yüksek seyretmekte; Türkiye’nin etki kapasitesinin sınırlı olduğu düşünülmekte ve toplumsal tepkinin devlet politikasından daha sert olduğu kabul edilmektedir. Bu unsurlar, farklı siyasi pozisyonlara rağmen örtük ortak zeminler üretmektedir.

Bulgular, Türkiye’de dış politikanın artık teknik bir devlet meselesi olmaktan çıkarak seçmenlerin kimlik, liderlik ve partizan algıları üzerinden şekillenen iç siyasal rekabet alanlarından biri haline geldiğini göstermektedir. Bu durum dış politikanın, önümüzdeki dönemde yalnızca bölgesel krizler üzerinden değil, seçmenlerin değerleri, temsil beklentileri ve meşruiyet algıları etrafında tartışılmaya devam edeceğini göstermektedir.

***

Dr. Edgar Şar IstanPol’ün kurucusu ve direktörlerindendir. 2024’te Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde doktorasını tamamlamıştır. Güncel araştırmalarında otokratikleşme süreçleri ve bu süreçlerde muhalefet partilerinin stratejilerine yoğunlaşan Dr. Şar’ın akademik ilgi alanları arasında demokratikleşme, otoriterleşme, laiklik ve demokrasi kuramları ile din-devlet-toplum ilişkileri bulunmaktadır. IstanPol’ün yanı sıra araştırmacı olarak bulunduğu kurumlarda akademik ve politika temelli araştırmalar yürüten Dr. Şar, Türkiye’de sıkça basına siyasi yorumcu olarak görüş vermekte; Türkiye siyaseti ve dış politikası hakkında makaleler kaleme almaktadır.

Seren Selvin Korkmaz IstanPol’ün kurucusu ve direktörlerindendir. 2023 yılında GMF Marshall Memorial Fellow olarak seçilen Korkmaz, Middle East Institute’de Türkiye Uzmanı, İstanbul Politikalar Merkezi’nde Mercator-IPC Fellow, Yale Üniversitesi’nde Fox International Fellow, ABD İstanbul Başkonsolosluğu’nda politika danışmanı olarak çalışmıştır. Stockholm Üniversitesi Türkiye Çalışmaları Merkezi’nde araştırmacı olarak yer almış, Türkiye ve Ortadoğu üzerine dersler vermiştir. Çalışma alanları popülizm, siyasal partiler, seçmen algısı, seçim stratejileri ve gençlik politikalarıdır. New York Times, Reuters, Washington Post, Financial Times, the Wall Street Journal, Halk TV, Habertürk gibi ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarına sıklıkla görüş bildirmektedir.

IstanPol, bu araştırmaya katkılarından dolayı Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’ne teşekkür eder. Bu metinde ifade edilen görüşler yalnızca yazara aittir; IstanPol’un veya Heinrich Böll Stiftung’un kurumsal görüşleriyle kısmen ya da tamamen örtüşmeyebilir.